Anayasa Mahkemesi İhlal Kararları Nedeniyle Yeninden Yargılama Kurumu

September 17, 2016

 

 

Bilindiği üzere, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Hakkında Kanun (AMKYUHK)  ile anayasa yargısında Türkiye’de ilk defa olmak üzere bazı şartlar çerçevesinde Anayasa Mahkemesi (AYM) nezdinde bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Çalışmamızda bireysel başvuru sonucunda AYM tarafından verilen ihlal kararları neticesinde  AMKYUHK’nun 50. Maddesinin 2. Fıkrası hükmü kapsamındaki “yeniden yargılama” kurumunun diğer usul kanunlarındaki yeniden yargılama kurumu ile bağlantısı, benzerliği veya ayrı düştüğü noktalar ile ilgili değerlendirmeler yapılmaya çalışılacaktır.

 

Yeniden yargılama kurumu, üç ayrı usul kanunu Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK), Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) ve İdari Yargılama Usul Kanununda (İYUK) da olağan üstü kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Her üç kanunda da olağanüstü kanun yolu olarak hüküm altına alınan maddelerde sınırlı sayıda sebep ile bu kanun yoluna başvurulacağı hüküm altına alınmışken, bunları hiçbirinde AYM tarafından verilen ihlal kararı bir yeninden yargılama nedeni olarak sayılmamıştır.

 

Bu noktada iki farlı görüş ortaya çıkmış, kimi yazarlar usul kanunlarında AYM ihlal kararlarının yeniden yargılama nedeni olarak sayılmış olmasının bir gereklilik olmadığı zaten AMKYUHK’nda bu hükmün mevcut olduğu görüşünü savunarak, ihlal kararları üzerinde dosyanın derece mahkemesine gönderilerek hangi usul hukukuna tabi ise o usul kanunu çerçevesinde yeninden yargılama yapılması gerektiğini kabul etmişlerdir.

 

Karşıt görüşte olan ise, AMKYUHK’nda belirtilen yeniden yargılama kurumu ile üç usul kanununda belirtilen yeninden yargılama kurumlarının farklı olduğunu, hukuk tekniği açısından da AYM ihlal kararları neticesinde yeninden yargılamaya ilişkin hükümlerin özel kanunda değil, her üç usul kanununda ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği düşüncesi ile farklılık iddialarını güçlendirmişlerdir.

 

Çalışmamızda, yeniden yargılama kurumu ile ilgili olarak AMKYUHK ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü (AYMİT) hükümleri ile diğer üç usul kanunundaki yeniden yargılamaya ilişkin hükümler ve kanunların uygulanması ile ilgili özet bilgiler verildikten sonra, sonuç bölümünde hukuk tekniği ve kurumun niteliği ile ilgili tartışmalar yapılacaktır.

  • GENEL OLARAK YARGILAMANIN İADESİ KURUMU

Yargılamanın yenilenmesi (Yargılamanın iadesi, iade-i muhakeme) kurumu olağan üstü kanun yolu olarak üç ana usul kanunundaki yerini almıştır. Kurumun olağan üstü bir kanun yolu olmasından da anlaşılacağı üzere, öncelikle derece yargılamaları neticesinde kesinleşmiş bir kararın varlığından söz ettiğimiz açıktır.

 

Bir yargı kararı, yasalarda belirlenen usullere uygun olarak verildikten, itiraz ya da yasa yollarından geçerek veya bunlara ilişkin başvuru süreleri sona ererek kesinleştikten sonra değişmez bir nitelik kazanır. Yargı kararlarının bu değişmezlik kuvvet ve niteliğine “kesin hüküm” (muhkem kaziye) denilmektedir. Yargı yerlerinin bu şekilde verdiği karar kesin hüküm halini alınca, gerçeğe uymasa bile, hukuksal gerçek olarak kabul edilir. Kararı veren mahkeme de dahil olmak üzere hiçbir merci kural olarak (yargılamanın yenilenmesi hariç) bu karara dokunamaz. Bu durum hukuki barışın ve yargıya güven sağlanmasının bir sonucudur. Tüm beşeri eylemlerde olduğu gibi, yargılama faaliyetinin de bur sonu olmak durumundadır. Bir yargılama faaliyeti sonsuza dek süremez. Böyle bir durumun sosyal ahengi bozacağı açıktır. İşte bunun içindir ki yargı yerlerinin hükümleri, ‘kesin hüküm’ imtiyazından yararlanır.

 

Ancak bu kuralın mutlak olarak uygulanması adaletin gerçekleşmesine ters düşebilir. Kararın gerçeğe aykırı olduğu, kesin hükümden sonra yeniden bir muhakemenin yapılmasını haklı gösterecek önemde bir hatanın yapılmış olduğu sonradan anlaşılabilir. Bu durumda ortada bir kesin hüküm vardır denilerek, karara dokunulmaması, başka bir haksızlık teşkil eder. Yasal düzenlemeler, hata ihtimalini azaltabilirler, fakat tamamen ortadan kaldıramazlar. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi, beşeri faaliyetlerde hata ihtimali daima mevcuttur. Yargılama faaliyeti sonucunda verilen hükümde hata yapılmışsa, hüküm gerçeğe aykırılık teşkil ediyorsa, kesin hüküm, bu gerçeğe tercih edilerek başka bir adaletsizliğe mahal vermek kabul edilemez. İşte bu gibi durumlarda, kanunda sayılmış sebeplere dayanılarak, kesin hükmün ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesini sağlamak üzere, yargılamanın yenilenmesi denilen kanun yolu hukuk sistemlerinde kabul edilmiştir.

 

Kesinleşmiş bir karara karşı öngörülen kanun yolu olduğu için yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü kanun yolu olarak nitelendirilmektedir.

 

Genel anlamı ile olağan üstü bu kanun yoluna başvurabilmek için; derece mahkemesinde önemli bir hata yapılarak karar verilmiş olması, bazı delillerin yargılama bittikten ve hüküm kesinleştikten sonra ortaya çıkması gibi nedenlerin bulunması gerekmektedir. Bu nedenlerle ek olarak İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) vermiş olduğu ihlal kararları da yargılamanın yenilenmesi sebepleri arasında sayılmıştır.

 

Ancak hem medeni usul hukuku, hem ceza muhakemesi ve hem de idari yargılama usul hukuku bakımından ilgili kanunlarda sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenleri, sınırlayıcı bir biçimde sayılmış olup yorum yöntemi ile bu nedenlerin genişletilmesi doktrinde ve yüksek yargı kararlarında kesin olarak reddedilmiştir.

 

Yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin kanunda, tahdidi (numerus clasus) olarak belirtilip belirtilmediğinin tespiti önemli bir husustur. Yasal düzenlemelerde “aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla” veya “aşağıdaki sebeplere binaen” gibi ifadeler kullanılmaktadır. Burada şunu ifade etmek gerekir ki, öğretide bu hususta bir ihtilaf yoktur. Hem medeni yargılama hukuku ve yargı içtihatlarında, hem idari yargılama hukuku, hem de ceza yargılaması hukuku öğretisinde, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin sınırlı (tahdidi) olduğu, bunların içtihatla genişletilemeyeceği konusunda fikir birliği bulunmaktadır.

  • USUL KANUNLARINDA AYM İHLAL KARARLARININ YARGILAMANIN İADESİ SEBEBİ OLARAK SAYILMAMIŞ OLMASI DURUMU

Yukarıda da kısaca değindiğimiz üzere, AYM ihlal kararları nedeniyle yargılamanın yenilenmesi kurumu üç usul kanununda da sayılmamıştır. Ayrıca usul kanunlarında yargılamanın yenilenmesi ile ilgili sebepler de sınırlı sayıda olduğundan bu durum karşısında AMKYUHK’nda hükmün nasıl yorumlanacağı ve gerçek anlamda usul hukukundan kaynaklanan ve usul kanunlarına tabi bir yargılamanın yenilenmesinden mi bahsedildiği yoksa AYM ihlal kararları karşısında yapılacak olan yargılamanın yenilenmesi için ayrı bir usul kuralı mı uygulanacağı tartışmalı hale gelmektedir.

 

Konuyla ilişkin AMKYUHK ilgili maddesinde “Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir” hükmü bulunmaktadır. Bu noktada diğer usul kanunlarına bir atıfta bulunulmadığı, yalnızca yeniden yargılama yapılması gerektiği yönünde bir hüküm içerdiği görülmektedir.

 

Ancak bundan daha da vahimi, AYMİT madde 79/a’da “İhlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyayı ilgili mahkemeye gönderir.

İlgili mahkeme, Bölümün ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapar ve mümkünse dosya üzerinden ivedilikle karar verir” hükmü, bir taraftan Anayasa Mahkemesinin iç tüzüğü olmasına rağmen adeta derece mahkemelerine hitaben emir mahiyetinde “ivedilikle” şeklinde bir ifade içermektedir.

 

Her iki düzenleme de hem hukuk tekniği, hem de usul hukuku açısından büyük sıkıntılar taşımakta, uygulanacak usul kuralları bakımından kafa karışıklığına neden olabilecek, hükümlerin kanundaki yerleri bakımından da uygunsuz bir ifade ile kaleme alınmıştır.

  • SONUÇ ve TARTIŞMA

Netice itibari ile; yeniden yargılama nedenlerin sınırlı sayıda ve ilgili kanunlarda düzenlenmiş olduğu, yorumla genişletilmesinin mümkün olmadığı gerçeği karşısında AMKYUHK ve AYMİT’de düzenlenen hükümlerin aslı itibari ile nasıl uygulanacağı konusunda ciddi sıkıntılar bulunmaktadır.

 

Her ne kadar amaçsal bir yorumla; usul kanunlarında İHAM ihlal kararları karşısında yeninden yargılama yapılabileceği yönündeki hükmün kıyasen uygulanması ve bu kapsamda AYM kararları için de aynı yolun açık olduğu savunulabilecek ise de, doktrinde ve yüksek yargı kararlarında, yeniden yargılama sebeplerinin genişletilemeyeceği gerçeği karşısında bu yorumun etkisiz olacağı açıktır.

 

Bununla birlikte, usul kanunlarını genel kanunlar AMKYUHK’nu da özel kanun olarak değerlendirip; özel kanun ile genel kanunun yeniden yargılamaya ilişkin hükümlerine bir istisna getirildiği ve AYM ihlal kararları nedeniyle bu bağlamda yeninden yargılamanın ilgili mahkemenin tabi  olduğu usul kanunları ve kuralları çerçevesinde yapılabileceği de savunulabilecektir. Ancak bu durumda da hukuk ve kanun yazma tekniği bakımından sıkıntılı ve tartışmaya açık bir sonuç doğurmaktadır.

 

Ayrıca AYMİT’de de yeninden yargılamaya ilişkin bir hüküm konmuş olması, hatta bu hükümde derece mahkemelerine işi “ivedikle” çözme emri verilmiş olması neresinden bakılırsa açık bir tutarsızlığı ve iç tüzükte olmaması gereken ve aslında derece mahkemelerini bağlamayan ve bağlaması da beklenemeyecek olan kuralların yer alması anlaşılır değildir.

 

Kanaatimizce tüm bu tartışmalara son vermenin en doğru çözümü, ilgili usul kanunlarında değişiklik yani ekleme yapılması sureti ile AYM ihlal karalarını da yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak saymaktır. 

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

COVİD-19’UN İŞYERİ KİRA SÖZLEŞMELERİNE ETKİSİ

May 29, 2020

1/10
Please reload

Önceki Yayınlar

May 22, 2019