• Linkedin
  • @itshukuk
  • itshukuk
  • @itshukuk
  • itshukuk

Hasta Hakları

May 22, 2019

 

Giriş

 

Hasta hakları genel olarak kişi ile sağlık kuruluşları arasındaki ilişkileri düzenlemek üzere tarafların uymakla zorunlu oldukları esas ve kurallardır. Sağlıklı olmak insanların doğuştan kazandıkları vazgeçilmez haklarındandır. Kişi diğer haklarından yararlanabilmesi için sağlıklı olmak durumundadır. Bu sebeple sağlıklı yaşam hakkının güvence altına alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır.[1] Sağlık hizmetlerinde ortaya çıkan sorunlar sebebiyle hem ulusal hem de uluslararası düzlemlerde hasta hakları konusunda çalışmalara gidilmiştir.

 

Hasta haklarının tarihsel gelişimi Amerika Birleşik Devletleri’nde 1970’li yılların başında mahkeme kararlarında ortaya çıkmıştır denilebilir. Şöyle ki, bu kararlarda hekim hasta ilişkisinin bir iş ilişkisi olmadığına, güvene dayalı bir ilişki olduğuna, ayrıca hastanın yardım talebine karşı hekim tarafında bir aydınlatma gerçekleşmesi gerektiğine değinilmiştir. Bu aydınlatma sonucu hastanın rıza vermesi halinde tıbbı müdahale gerçekleşebilir. Aydınlatılmış onam hakkı bu şekilde ilk defa mahkeme kararlarıyla ortaya atılmıştır.

 

Bir uluslararası belge niteliğine haiz olan bildirge ‘Avrupa’da Hasta Haklarının Geliştirilmesi Bildirgesi’ (Amsterdam Bildirgesi) Dünya Sağlık Örgütü tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu bildirgeye göre Avrupa’ya üye ülkelerin hasta haklarının geliştirilmesi için çaba göstermeleri istenmiştir. Türkiye’de Dünya Sağlık Örgütüne üye olduğundan söz konusu çabayı göstermelidir. Bildirgenin birinci bölümünde hastaların hakları şu şekildedir;[2]

 

a. İnsan olarak saygı görme hakkı

b. Kendi geleceği hakkında karar verebilme hakkı

c. Kişinin bedensel ve ruhsal bütünlüğüne saygı ve güvenlik hakkı

d. Mahremiyet haklarına saygı gösterilmesi hakkı

e. Ahlaki ve kültürel değerleri ile dini ve felsefi inançlarına saygı gösterilmesi hakkı

 

Diğer bölümlerinde ise, hastaların bilgilenme hakkı, hastaların onamının alınması, meslek sırrı ve mahremiyet, bakım ve tedavi hakkı ve başvuru hakkı düzenlenmiştir.

 

Türkiyede'ki Mevzuat Hükümleri

 

Türkiye’deki hasta haklarıyla ilgili gelişmelere bakacak olursak; 1994 yılında Türk Tabipler Birliği hasta haklarını konu alan ‘Hasta Hakları Konusunda Duyuru’ yayınlamıştır. Bu duyuruda hasta haklarını uygulayanlara çağrıda bulunulmuştur. Hasta haklarının yerleşmesi ve yaygınlaşması için üzerlerine düşen tüm hak ve ödevleri yerine getirmeye çağrılmışlardır.[3] Bunun üzerine 1998 yılında ‘Hasta Hakları Yönetmeliği’ ülkemizde yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik hasta haklarını tek bir yasal metinde toplamaktadır.

 

Hasta Hakları Yönetmeliği m. 4’de hasta haklarının tanımı şu şekilde yapılmıştır;  “Hasta hakları sağlık hizmetlerinden faydalanma ihtiyacı bulunan fertlerin sırf insan olmaları sebebiyle sahip bulundukları ve T.C. Anayasası, Milletlerarası Anlaşmalar, Kanunlar ve diğer mevzuat ile teminat altına alınmış bulunan haklarını ifade eder”. Anayasamızın 17.maddesine göre herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz. Bu maddeyle devlete düzenleyeceği yasal zeminlerle bireyin sağlıklı yaşamasını, gerektiğinde sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesini sağlama yükümlülüğünü yüklemiştir.

 

Sağlık Hizmetlerinden Faydalanma Hakkı 

 

Hasta Hakları ’Hasta Hakları Yönetmeliği’ esas alınarak aşağıda açıklanacaktır. Yönetmelikte düzenlenen ilk hak sağlık hizmetlerinden faydalanma hakkıdır. Sağlık hizmetlerinde faydalanma hakkı şu hakları kapsamaktadır;

 

1. Adalete ve hakkaniyete uygun olarak yararlanma hakkı

 

2. Bilgi İsteme Hakkı

 

3. Sağlık Kuruluşunu ve Sağlık Personelini Seçme ve Değiştirme Hakkı

Hasta her ne kadar seçtiği bu kurumu değiştirebilse de bunun belli bir sınırı vardır. Şöyle ki; kuruluşu değiştirme hayati tehlikeye yol açıp açmayacağı ve hastalığının daha da ağırlaşıp ağırlaşmayacağı hususlarında hekim hastayı aydınlatmalı. Acil vakıalar dışında, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olup da mevzuatın öngördüğü sevk zincirine uymayanlar aradaki ücret farkını kendileri karşılar. (HHY md.8)

 

4. Tıbbi Gereklere Uygun Teşhis, Tedavi ve Bakım Hakkı

Sağlık Personeli, hastanın durumunun gerektirdiği tıbbi özeni göstermekle yükümlüdür. Hastanın hayatını kurtarmak veya sağlığını korumak mümkün olmadığı hallerde bile elinden geldiğince ıstırabını azaltmaya veya dindirmeye çalışmak zorundadır. (HHY md.13)

 

Sağlık Durumu İle İlgili Bilgi Alma Hakkı

 

Hasta Hakları Yönetmeliğinde diğer bir başlık, hastanın sağlık durumuyla ilgili bilgi alma hakkıdır. Buna göre hastaya hastalığının muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ve tahmini süresini, diğer tanı ve tedavi seçeneklerini ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkilerini, muhtemel komplikasyonları, reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve risklerini, kullanılacak ilaçların önemli özelliklerini aktarmalıdır. Hastanın bu hususlarda kapsamlı bir şekilde aydınlatılma hakkı vardır. Hekimin aydınlatma yükümlülüğü, hastanın, anayasa tarafından güvence altına alınan ‘kendi geleceğini bizzat tayin etme hakkının’ bir sonucudur. Ayrıca tıbbi müdahaleye rıza göstermenin geçerliliği açısından zorunlu bir şarttır. Dolayısıyla aydınlatmanın rızadan önce gerçekleşmiş olması gerekir. HHY md. 31’e göre “Rıza alınırken veya kanuni temsilcisinin tıbbi müdahalenin konusu ve sonuçları hakkında bilgilendirilip aydınlatılması esastır” diyerek rızanın ön şartı aydınlatma olduğu belirtilmektedir. Bilgi alma hakkıyla birlikte hasta, bu bilgilerin bulunduğu dosya ve kayıtları da görebilir, inceleyebilir ve örneğini alabilir. Hastanın küçük, temyiz kudretinden yoksun veya kısıtlı olması halinde velisi veya vasisi sağlık durumuyla ilgili bilgi ve belgeleri isteyebilir.

 

Hastanın Mahremiyetine Saygı Gösterilmesi Hakkı

 

Yönetmelikteki diğer bir hasta hakkı mahremiyete saygı gösterilmesi hakkıdır. Bu hakkın kapsamında yine birçok alt başlık yer almaktadır. Hasta tedavi öncesi, sırası ve sonrası kendisiyle ilgili bir sürü bilgileri tedavi eden kurum ve hekimle paylaşmak durumunda kalmaktadır. Bu sebeple hastanın özel yaşamının gizliliğine saygı gösterilmesi gerekir. Yönetmeliğin 21.maddesinin 2.fıkrasında mahremiyet hakkının neleri içerdiğini sayılmaktadır;

 

a) Hastanın, sağlık durumu ile ilgili tıbbi değerlendirmelerin gizlilik içerisinde yürütülmesi,

b) Muayenenin, teşhisin, tedavinin ve hasta ile doğrudan teması gerektiren diğer işlemlerin makul bir gizlilik ortamında gerçekleştirilmesi,

c) Tıbben sakınca olmayan hallerde yanında bir yakınının bulunmasına izin verilmesi,

d) Tedavisi ile doğrudan ilgili olmayan kimselerin, tıbbi müdahale sırasında bulunmaması,

e) Hastalığın mahiyeti gerektirmedikçe hastanın şahsi ve ailevi hayatına müdahale edilmemesi,

f) Sağlık harcamalarının kaynağının gizli tutulması.

 

Hastaya zarar verme ihtimali bulunan bilginin açıklanması halinde, açıklayanın hukuki ve cezai sorumluluğuna gitmemek için, hukuki ve ahlaki yönden geçerli ve haklı bir sebebe dayanarak bilginin açıklanmış olması gerekir. Hekimlik mesleğinde de diğer mesleklerde olduğu gibi, hasta ile hekim arasında güven ilişkisinin varlığı aranır. Bu güven ilişkisi dolayısıyla, hekim hastaya ait bilgileri saklama yükümlülüğü altındadır.[4] Anayasanın 20.maddesine göre, herkesin özel hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Kişiye ait sırların saklanması da bu kapsama alınmıştır. Ancak yasal zorunluluğun olması durumunda hekim hastanın sırrını açıklayabilir. Bunun dışında açıklayacak olursa eğer, aradaki güven ilişkisi sarsılmış olur ve hekimin sorumluluğuna gidilir.

 

Hastanın Rızasının Alınması Hakkı

 

Hastanın Hasta Hakları Yönetmeliğindeki diğer bir hakkı rızasının alınması hakkıdır. 24.maddeye göre tıbbi müdahalelerde hastanın rızası aranır. Eğer hasta küçük veya mahcur ise, tıbbi müdahalenin yapılabilmesi için velisinin veya vasisinin izin vermesi gerekir. Bu şartın aranmaması için, velinin veya vasinin olmaması veya hazır bulunamaması veya hastanın ifade gücünün olmaması gerekir. Yine kanuni temsilcinin rızası yeterli görülse dahi, hastanın da bilgilendirme sürecinde bulunması gerekir. Eğer tıbben müdahalede bulunmak gerekli ise ve kanuni temsilci rıza verilmezse, bu durumda tıbbi müdahalede bulunulabilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç duyulur. “Hastanın rızasının alınamadığı hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincinin kapalı olduğu acil durumlar ile hastanın bir organının kaybına veya fonksiyonunu ifa edemez hale gelmesine yol açacak durumun varlığı halinde, hastaya tıbbi müdahalede bulunmak rızaya bağlı değildir. Bu durumda hastaya gerekli tıbbi müdahale yapılarak durum kayıt altına alınır. Ancak bu durumda, mümkünse hastanın orada bulunan yakını veya kanuni temsilcisi; mümkün olmadığı takdirde de tıbbi müdahale sonrasında hastanın yakını veya kanuni temsilcisi bilgilendirilir. Ancak hastanın bilinci açıldıktan sonraki tıbbi müdahaleler için hastanın yeterliği ve ifade edebilme gücüne bağlı olarak rıza işlemlerine başvurulur.”

 

Diğer Haklar

 

HHY’nin diğer haklar başlığı altında hastanın müracaat, şikayet ve dava hakkı düzenlenmiştir. Buna göre yönetmelik tarafından tanınan hakların ihlal edilmesi durumunda hastanın müracaat, şikayet ve dava hakkı doğmaktadır. Hastanın bu hukuki imkanlarının bulunması, sağlık personellerinin işlerini yaparken daha dikkatli olmalarını sağlamaktadır. Yönetmelik sağlık kurum ve kuruluşlarına hasta haklarını duyurmaları için yükümlülük yüklemiştir. Buna göre, hasta haklarını bir liste, tabela veya broşür halinde hastalara, ziyaretçilere veya personellere ulaşmasını sağlamalılar.[5] (HHY md. 42)

 

 

 

 

 

[1] Onaran B., Hasta Hakları, Yeditepe Üniversitesi Dergisi, 2005, C:1, S:2, s.273

 

[2] Hatun Ş., Hasta Hakları, 1999, İstanbul, s. 84-88

 

[3] Görkey Ş., Hasta Hakları, Tıp Organizasyonunda Etik ve Hukuk (Medico Legal), 2001, İstanbul, s. 114 vd.

 

[4] Gültezer Hatırnaz Erol, Özel Hastanelerin Hukuki Sorumluluğu ve Hasta Hakları, Ocak 2009, s. 97

 

[5] Turan Yıldırım, Sağlık Hukuku Sempozyumu No.1, Kasım 2006, s. 122

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Öne Çıkanlar

Hasta Hakları

May 22, 2019

1/8
Please reload

Önceki Yayınlar

May 22, 2019

September 17, 2016